Amellerde Orta Yol

بسم الله الرحمن الرحيم

Değerli Müslümanlar ! unutmayalım ki ; Allah’a kulluk vazifesini yerine getirirken, muhatabı olduğumuz emir ve nehiylerin kaynak olarak kabul edildiği ölçü Kitap ve Sünnet’tir. Bunun haricinde biz, katiyetle ibadet adı altında Allah’a takdim ettiğimiz eylemleri isbat edecek başka bir kaynağın varlığını kabul etmiyoruz.

Yani, hüküm koymada olsun, ibadet şekil ve şemalini belirlemede olsun, Kitap ve Sünnet’ten başka edilleyi şeriyye kabul etmiyoruz.

Bununla beraber, helal ve haram konusunda da aynen, Kitap ve Sünnet’in dışında bize helal ve haram sınırları çizecek bir delil, bir kaynak asla kabul etmiyoruz. Neden ?

Çünkü şari olan Allah’u Taala bizim için şer’i kaynağın vahye dayalı olan Kitap ve Sünnet olduğunu belirlemiş ve onlara uymamızı emretmiştir.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ

“ Rabbinizden size indirilene tabi olun,O nun dışında dostlar edinipte onlara tabi olmayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. “ A’RAF . 3.AY

İşte burada açık ve net bir şekilde anlatıldığu gibi, kendisine tabi olunması gereken ölçünün, - diğer bir ifadeyle kaynağın - Allah’tan indirilen şey olduğu anlatmaktadır.

Dolayısiyla hiç kimse sünnete uygun olmayan amelleri ile – ki, bu amel ne kadar çok olursa olsun – ondan bir şey kazanamaz. Kendisinden fayda görülecek amel, şüphesiz ki, Allah resulü s.a.v’in tarif edip uygu-ladığı amellerdir. Kendisinin de bir hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi,

“ Kim bir amel işler ve o işlenen amel – gerek keyfiyet yönünden ve gerekse kemmiyet yönünden – sünnete uygun değilse, o amel merdudtur. – yani reddolunur – “
Müslim : 5/1718.N – İbni Hibban : 1/26-27 – Dare Kutni : 3/4457

Hatta bu konu da iyi niyet taşımanın dahi yeterli olmayacağınını şu hadisi şeriflerde açıkça görmekteyiz :

{ … Enes r.a anlatıyor : Peygamber s.a.v'in hanımlarının yanına bir gurub erkek gelerek Resûlullah s.a.v’in ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak : " Resûlullah s.a.v kim, biz kimiz ? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir,dediler. İçlerinden biri : " Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım " dedi. İkincisi : " Ben de hayatım boyunca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terk etmeyeceğim " dedi. Üçüncüsü de : " Kadınları ebediyen terkedip, onlara hiç temas etmeyeceğim " dedi. – Bu durumdan haberdar olan - Peygamber s.a.v onları bularak : " Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim, - geceleri - namaz kılarım ve uyurum da ; kadınlarla beraber de olurum. – İşte benim sünnetim budur - kim benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir " buyurdu. }
Buhârî : 11.c.5158.s - Müslim : 4.c.1401.n - İbni Hibban : 1.c.14.n

{ … Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs r.a der ki : Peygamber s.a.v’e benim , Hayatta kaldığım müddetçe vallahi gündüzleri oruç tutacağım geceleri de namaz kılacağım, dediğim haber verilmiş. O da beni çağırtarak : " Sen böyle böyle söylemişsin doğru mu ? " dedi. " Annem babam sana feda olsun, evet böyle söyledim ey Allah'ın Resûlü " dedim. " İyi ama, dedi, sen buna güç yetiremezsin, bazan oruç tut, bazan ye ; gece kalk – ibadet de et – ama uyu da. Ayda üç gün oruc tut - bu sana yeter -, zira hayırlı işleri Allah on misliyle kabul ederek ücret veriyor. Bu üç gün, aynen yıl orucu yerine geçer " buyurdu. Ben : " Söyle-diğinizden daha fazlasına güç yetiririm " dedim. " Öyleyse, dedi, bir gün oruç tut, iki gün ye " Ben tekrar " Bundan başkasına da güç yetiririm " dedim. " Öyleyse, dedi, bir gün tut, bir gün ye. Bu Dâvud aleyhis-selam'ın orucudur. Bu en kıymetli oruçtur - veya en efdal oruçtur- " Ben yine : " Ben bundan daha fazlasına güç yetiririm " dedim. Resûlullah s.a.v : " Bundan efdali yoktur " buyurdu. }
Buhârî, Savm 54, 55, 56, 57, 58,59, Teheccüt 7, 19, Enbiya 37, Fedâilu'l-kur'ân 34, Nikâh 89, Edeb 84, İsti'zan 38; Müslim, Sıyâm 181-194, (1159); Ebu Dâvud, Sıyâm 53, (2425); Nesâî, Sıyâm 76, (4, 209-210); Tirmizî, Savm 57, 770

{ … Aişe r.anhâ anlatıyor : Peygamber s.a.v ruhsat ifade eden bir amelde bulunmuştu. Bazılarının bundan kaçındıklarını işitti. Bunun üzerine Resûlullah s.a.v bir hutbe okudu : Allah’u Teala’ya hamd ve senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu : Allah için söyleyin, bazıları benim yaptığım şeyi beğenmeyip,kaçınıyorlarmış,doğru mudur bu ? Allah'a yeminle söylüyorum ki, ben Allah'ı onlardan çok daha iyi biliyorum. Allah'tan duyduğum korku da onların duyduklarından çok daha fazladır.}
Buhârî, İ'tisam 5, Edeb 72 - Müslim, Fedâil 127,2356

Diğer bir rivayette de şöyle anlatılıyor :
{ … Aişe r.anha anlatıyor : Resûlullah s.a.v bunun üzerine şöyle buyurdu : Bil ki, ben, hem uyurum, hem namaz kılarım ; oruç da tutarım, kadınlarla evlenirim de, Ey Osman, Allah'tan kork, zira ehlinin senin üzerinde hakkı var, misafirin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyle ise bâzan oruç tut, bâzan ye. Namaz da kıl, uykunu da al. }
Ebu Dâvud, Salât : 317 – 1369

{ … İbni Abbas r.a şöyle demiştir : Peygamber s.a.v hutbe yaparken güneşin altında dikilmiş bir adam gördü de,onun ismini ve halini sordu. - yani bu adam kim ve ne yapıyor böyle ? dedi – Dediler ki : O adam ebu İsrail’dir,o ayakta dikilmeye, oturma-maya, güneşte gölgelenmemeye, konuşmamaya ve bu şekilde oruç tutmaya nezretmiştir. Bunun üzerine Peygamber s.a.v o zat için :

- Konuşsun, gölgelensin, otursun ve orocunu tamamlasın, diye emretti. }
Buhari : 12.C.6572.S

{ … Enes r.a dan, dedi ki : Resulullah s.a.v iki oğlu arasında koltuklanan yaşlı bir ihtiyara rastlayarak : Nesi var bu adamın ? , diye buyurdu. Dediler ki :
- Ya rasulallah ! “ bu adam yürüyerek beytullaha gitmeyi adamış. Bunun üzerine Allah resulü s.a.v :
- Bu kişinin kendisine işkence yapmasından Allah elbette mustağnidir. Enes r.a dedi ki : Resulullah ona binmesini emretti. }
Tirmizi : 3/1576.N

{ … Ebû Cuhayfe r.a’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir : Rasûlullah, Selman ile Ebû’d Derdâ arasında kardeşlik kurdu, Selman Ebû’d Derdâ’yı ziyaret etti ve karısı Ümmü’d Derdâ’yı perişan bir durumda gördü, Selman neden böylesin diye sordu. Kadın : kardeşin Ebû’d Derdâ’nın dünyadan hiçbir arzusu kalmamıştır diye cevap verdi. Kadın diyor ki : Ebû’d Derdâ gelince misafirine yemek hazırlayıp önüne koydu ve siz yiyiniz ben oruçluyum dedi. Selman : Sen yemedikçe ben de yemem dedi. Bu sefer o da yedi. Gece olunca Ebû’d Derdâ namaz için kalkmak istedi fakat Selman ona yat dedi, o da yattı bir süre sonra yine kalkıp namaz kılmak istedi yine Selman ona yat dedi o da yattı. Sabah namazının vakti girince Selman ona şimdi kalk dedi. İkisi de kalkıp namazlarını kıldılar. Sonra Selman şöyle dedi : Unutmaki kendi nefsinin üzerinde hakkı vardır, Rabbinin üzerinde hakkı vardır, misafirinin hakkı vardır, ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver. Sonradan Rasûlullah s.a.v’e gelerek durumu ona anlattılar da Rasûlullah s.a.v : Selman doğru söylemiş ve doğru yapmıştır, dedi… }
Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Ebû’l Umeys’in ismi Utbe b. Abdullah’tır. Abdurrahman b. Abdullah el Mes’ûdî’nin kardeşidir.
Buhârî : Savm : 50 – Tirmizi : 4.c.2526.n