Home icon Anasayfa»Haberler
Haberler
Dua ve Zikirler PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 13 Haziran 2010 15:46

ALLAH`I ZİKRETMENİN FAZİLETİ


    Allah Teâla şöyle buyuruyor ; " O halde siz beni ibadet ve taatla anınız ki bende , sizi anayım (yardımcı olayım,terk etmeyeyim) Bana şükredin;sakın bana nankörlük etmeyin" (Bakara 152) 

 
"Ey inananlar ! Allah`ı çokca zikredin."  (Ahzab 41)

 
"Allah`ı çok zikreden erkekler ve anan kadınlar var ya ; işte Allah, bunlar için bir mağrifet ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır"      (Ahzab 35 )                                                  
 
"Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an,gafillerden olma "   (Araf 205)


 
Kitabı Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın...

 

 


Pazar, 13 Haziran 2010 15:24 tarihinde güncellendi
 
Kör Taassupçuluğun Sonu Rububiyyet Tevhidinde Şirktir PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 12 Haziran 2010 17:48

 

Kör Taassupçuluğun Sonu

 

Rububiyyet Tevhidinde Şirktir

 

 

‘Onlar Allah’ı bırakıp âlimlerini ve rahiplerini bir de Meryem oğlu ‘Îsâ’yı Rabler edindiler.’ (Tevbe, 9/31)

 Adîy b. Hâtem (radıyallahu anhu)’dan:

“Rasûlüllâh (sallallahu aleyhi ve sellem)’i: ‘Onlar Allah’ı bırakıp âlimlerini ve rahiplerini Allah’tan gayrı Rabb edindiler...’ (Tevbe, 9/31) ayetini okurken işittim. Ona:

‘Ey Rasûlüllâh! onlar âlimlerine ve rahiplerine ibadet etmiyorlardı’ dedim. Bana:

Çarşamba, 23 Haziran 2010 18:55 tarihinde güncellendi
 
NAMAZ PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 06 Mayıs 2010 11:54
     NAMAZ

Namaz tekbir ile başlayıp, selâm ile son bulan, belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir.


NAMAZIN İSLÂM'DAKİ YERÎ

İslâm'da namazın, başka hiçbir ibadete denk olmayan bir yeri vardır. O dinin direğidir ve onsuz din ayakta durmaz.
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;
"İşin bası islâm, İslâm'ın direği namaz, en zirvesi ise Allah yolunda cihaddır." Namaz, miraç gecesi, Allah Teâlâ'nm vasıtasız olarak konuştuğu Rasûlüne yüklediği ibadetlerin ilkidir.
Çarşamba, 23 Haziran 2010 18:44 tarihinde güncellendi
 
Ramazan Ayı ve Oruç PDF Yazdır E-posta

SOHBET ODASI

RAMAZAN  AYI VE  ORUÇ

Bilindiği gibi ramazan ayı Allah’u Azze ve Celle’nin Müslümanlara ikram etmiş olduğu çok değerli bir aydır.

-Rabbimiz kerim kitabında ramazan ayı için şöyle buyurmaktadır :

 

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

“ Ramazan ayı öyle bir aydır ki, biz o ay da insanlara yol gösteren,hidayet veren,doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırdeden Kur’anı indirmişizdir.. ......”BAKARA : 185.AY.

 

Bu ay,şeytanların zincire vurulduğu,Cennetin kapılarının açıldığı,Cehennemin kapılarının kapandığı ,sevabın ve mağfiretin bol olduğu bereketli bir aydır….

Bu Kitabı WORD belgesi olarak indir.

 
Kuran PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 31 Ocak 2009 23:17
Listen to Quran
 
Dinimizin iki ana kaynağı vardır: Kur'ân ve Sünnet. Kur'ân lafzı ve mânasıyla âlemlerin Rabbi ve yaratıcısı, terbiye ve idâre edicisi olan Cenâb-ı Hakk'ın kelamıdır. İslâm Dinî'nin Kanun-i Esasisi yani Anayasası'dır. Bir mü'minin hayat rehberidir. Dünya ve ahiretimizi ilgilendiren, maddî ve mânevî hayatımıza giren her meseleye onda yer verilmiş, en güzel istikamet gösterilmiştir:
"(Ey Muhammed) Sana her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur'ân'ı indirdik" (Nahl: 16/89);
"Kitap'ta Biz, hiçbir şeyi eksik bırakmadık" (En'âm: 6/38).
Takdir edileceği üzere insan hayatını ilgilendiren meseleler o kadar çoktur ki, bunların hepsine yeterli açıklıkta temas eden bir kitap onbinlerce sayfayı, yüzlerce cildi bulması gerekir. Halbuki Kur'ân altıyüz sayfalık bir hacme sâhiptir. İnsanın dünyevî ve uhrevî her meselesine nasıl yer vermiş olabileceğini haklı olarak sorarız.
Kur'ân her meselemize yer verir, ancak, hepsini aynı açıklıkta yapmaz. Tıpkı bir anayasa gibi. Anayasa, bir devletin muhtaç olduğu, ferdî, içtimâî, beynelmilel her çeşit meseleye yer verir. Ancak bunu, herkesin anlayıp tatbîk edeceği kanun maddeleri halinde yapmaz; prensipler, temel esaslar, ana istikametler tesbiti şeklinde yapar. Bu esaslara uygun olarak çıkarılacak kanunlar, kararnameler, nizamnâmeler (tüzükler, yönetmelikler, yönergeler), emirler, tamimler, tavzîhler vs. içtimâ hayatın her meselesini aydınlatmaya çalışır. Kur'ân'da böyle... İçerisinde, çoğu kere ana esaslar, tevcihler, prensipler var; bazan imâlar, işaretler var. Açıklamaya fevkalade muhtaç mübhem ifâdeler bazan da gündüz aydınlığı kadar açıklığa kavuşturulmuş -bir başka tafsile, ilaveye imkân tanımayan- beyanlar var. Bunların ötesinde, sıkça yer verilen tekrarlar var.
Bütün bu vasıflarını göz önüne alan İslâm ümmetinin Kur'ân hakkında ittifakla verdiği hüküm, O'nun dinimizin yegane kaynağı, değişmez anayasası olduğudur.[1]
 
 
Konumuzun açıklığa kavuşması için, vahiy nedir açıklayalım. Vahy, kelime olarak, bir sözü gizlice fısıldamak mânasına gelir. Istılah olarak, Allah'ın insanlara olan tebligatını, muhtelif yollarla peygamberlere bildirmesidir. Vahy kelimesinin, Kur'ânî Kerîm'de, irâde-i ilâhiyenin şuurlu ve hatta şuursuz mahlukata intikal ettirilmesi mânasında daha geniş bir kullanılışına şâhid olmaktayız. Nitekim Allah'ın "arı"ya (Nahl: 16/68), Hz. Musa'nın annesine (Kasas: 28/7), Hz. İsâ'nın Havârilerine (Mâide: 5/111), "Melaike"ye (Enfal: 8/12), "Arza" (Zilzâl: 99/5), "Semâvât"a (Fussilet: 41/12) vahyi söz konusudur. Tâbirin bu çok buutlu kullanılışından, bütün mahlukatın kıyam ve devamında tâbi oldukları kanunların onların fıtratına konulmasının tesâdüfi olmayıp ilâhî irâde ile olduğu ve bu yüce hakikatın vahy keyfiyyetiyle ifade edildiği sonucuna varılabilir. Kelam, tefsîr ve hatta usul kitaplarımızda yer verilmiş olan bu konunun teferruatına girmeyeceğiz.
Asıl konumuz olan Peygamberimiz (aleyhisselâtu veselâm)'e gelen vahye dönmek gerekirse hemen şunu belirtelim ki, vahyin gerçek mahiyeti, mekanizması insanlarca meçhuldür. Kitaplarda, vahiy gelirken tezâhür eden bazı hallerle ilgili tasvirlerden öte fazla bir bilgi verilmez. İlah'tan beşere muhâberevî bir irtibat diye tavsîf edebileceğimiz vahy'in farklı şekillerde cereyan ettiği de bir gerçek. Umumiyetle başlıca dört farklı şekilde vahiy cereyan ettiği açıklanır...

Kuran-ı Kerimi
Dilediğiniz 3 Ayrı Hatipten
Dinlemek ve Türkçe
alt yazılı takip etmek için 
TIKLAYIN....


[1] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/338-339.
Çarşamba, 16 Eylül 2009 13:54 tarihinde güncellendi
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 2